Son Bakış

Bir söz bitişi gibi son buldu sevişler
Bir yaz güneşi gibi eritir hep bu terk edişler
Bir an duruşu gibi ömrün gidişi gibi
Veda ederken aşk ateşi gibi söner iç çekişler

Aman, aman, yandım aman kurşun gibi izler
Son bakışta ki o gözler kaldı aklımızda
Aman, aman acı yüzler kurşun gibi izler
Son bakıştaki o yüzler kaldı aklımızda

Söz. Aysel Gürel – Müzik.Onno Tunç – Yorum.Sezen Aksu

1980 Şubat’ıydı. Ankara’nın soğuk günlerinden birinde Hoşdere Caddesi üzerindeydik. Kalabalık öfkeli, yumruklar sıkılmış, değişik okullardan gençler ilerliyordu. Güvenlik her zamankinden daha fazlaydı, bu normal bir durum değil di. Görüntü beni tedirgin etti. Birden bire panik ve koşuşturma insanlarda, kargaşa hat safhadaydı. Sadece arkama bakabildim bir an, herkes panik halindeydi, sağa sola kaçışıyordu gençler. Bu sefer normal bir durum değildi, hissediyordum. Bir genç kızın yere düştüğünü, biraz uzakta rastgele enselenen gençlerin zorla askeri araca bindirildiğini gördüm. Durmadım, duramadım ve o bölgeden uzaklaştım.

Daha sonra olayın detaylarını öğrendik. 1 askerimiz çok yakından ateş edilerek şehit edilmişti. Üzüntümüz büyüktü.. Askeri araca bindirilen, kalabalık içinden toplanan takriben 22 genç şüpheliydi..

17 yaşındaki bir gencimiz suçlu bulundu, oysa bu lise talebesi çocuğumuz olay mahallinin çok uzağındaydı. Takriben benden 10 veya 15 metre ilerimdeydi.

Suçu kanıtlanamadı, ama suçlu bulundu, idama mahkûm edildi. Önceleri idam edileceğine kimse inanmıyordu, hatta kendisi bile.

Korkulan oldu ve aynı yılın Aralık ayında idam edildi.

O dönemde gazetecilik yapan Savaş Ay, idamından çok kısa bir süre önce yaptığı röportajda ve çektiği fotoğraflarda öyle bir kare yakaladı ki, yürekleri burkan, insanın içini acıtan o fotoğraf karesi. Birçok sanatçıya ilham kaynağı olmuş o, insanlık ayıbımız, utanç karesi.

Masum, çocuk yüzlü bir gencin son bakışlarıydı. Bu öyle bir son bakış ki, o bakışlar benimde olabilirdi, bende son kez bakabilirdim. Basında ve belleklerimizde hep son bakış kaldı o fotoğraf karesi..

Sezen Aksu’nun hüzün dolu ‘Son Bakış’ parçası, yüreğimde kaç kez çaldı… Hiç susmadı..

Son Bakış’ın birçok kez resmini yaptım…

Gelinciğin ömrü 3 gündür. 1. gün olgunlaşmamış, yeni açmış, 2.günü tam bir kıp kırmızı gelincik, onurlu bir o kadar da mahsun duruşu ve 3. gün göremezsin o muhteşemliği…

Gelinciğin o en güzel kırmızı olgun görüntüsü, güneş batmak üzereyken, son bir kez güneşle göz göze gelir, ve güneş batar. Bir birlerine son bir kez bakmışlardır. Kırmızı gelincik bilmektedir ki, güneş gün doğumunda göz kırptığında kendisi orada olmayacaktır.. Bakışlar bitti, tükendi…

Bu karenin bir çok kez resmini yaptım, tuvaller boyadım, bitirdim, ama konuyu bitiremedim, bitecek gibi de değil….

Bir soz bitisi gibi son buldu sevisler
Bir yaz gunesi gibi eritir hep bu terk edisler
Bir an durusu gibi omrun gidisi gibi
Veda ederken ask atesi gibi soner ic cekisler

ERDAL EREN, mekanın cennet olsun, nur içinde yat…

HİKMET ÇETİNKAYA / Eylül 2011 / Ankara