Sanatta Yozlaşma

Yozlaşma, bir şeyin gerçek özelliklerinden uzaklaştırılması ya da uzaklaşmasıdır. Diğer bir deyişle “özünden ayrılma” dır. Bir şey, gerçeğine bağlı kalmadığında yozlaşma olur.
Sanatsal olgu; uğraşı, çaba ve bir arayıştır. Toplumsal dönüşüme yol açan olaylar sanatçıyı arayışlara, yeni buluşlara, daha çok çalışmaya yöneltir. Bir çocuğun sancılı doğumu gibi, bir sanat ürününün de ortaya çıkışı sancılı, ağrılı olur. Ortaya çıkan bu sanat ürünleri arasında, çoğu zaman, muhteşem, insanı çıldırtan insan yüreğine görsel bir şölen sunan ürünler çıkar.

Ama çoğunlukla akışa kapılıp uydurma ürünler verenler, bu sancılı dönemi yaşamadan, emek sarf etmeden, oradan buradan çalan, aşıran resimler doldurur ortalığı. Sanatın yozlaşması işte böyle başlıyor. Türkiye’de ki sanatçı bolluğunun da, yapılan resimlerin de yüzde doksanının işe yaramayışının nedeni aslında budur.

Sanatçı ve sanat ürünlerindeki bu yozlaşma, (Maalesef her resim yapanı sanatçı sınıfına koyduğumuz bu ortamda) Türkiye’nin önemli kültür – sanat sorunlarının başında geliyor. Neden bir ulusun sanatı yozlaşır, yozlaştırılır?

Dışarıdan beslenen, emek sarf edilmeden, alınan çalınan, aşırılan her türlü sanat yozlaşır.

Bilgisayar çağında yaşıyoruz. Bilgisayarın bir tuşu ile önümüze dökülen sanat ürünleri, yaratılar, yeni buluşlar insanın başını döndürüyor. Sanatın mayası olan etik ve ahlaki kuralları hiçe sayan sözüm ona sanatçılar ki ben onlara şarlatanlar diyorum (bir başka yazımda sanatta komedyenlik ve şarlatanlık konusunu işleyeceğim), alıyor, çalıyor, aşırıyor tuvaline aktarıyor. Sonuçta tatsız, tuzsuz, yavan görsel kirlilik etrafta dolaşıyor.

Neymiş sanat yapıyormuşuz.

Aslında bu yozlaşma toplumun birçok katmanında mevcut. Acı ve üzüntü bir o kadar da kaygı verici maalesef. Sanatı ve sanatçıyı, emek vererek, uğraşarak kendimiz üretmezsek, toplumsal gelişmeleri, yaşanmışlıklarımızdaki tatlara yeni bir yorum getirmezsek, yüreğimizde hissetmezsek, sanatımızın güç kaybetmesini, erozyona uğramasını ve yozlaşmayı umarım anlayabiliriz.

HİKMET ÇETİNKAYA