Sanatta Markalaşmak

Küçük bir çocukken annem bana şöyle demişti. “Eğer asker olacaksan general olacaksın, rahip olursan papalığa yükseleceksin.”  Ama ben ressam oldum ve Picasso olarak kaldım.
Pablo Picasso
Hiç kuşku yokki sanatta en büyük markalardan birisidir Picasso. Sanatta markalaşma kavramı Türkiye’de çok yeni olmakla beraber yurt dışında sıkça rastladığımız, üzerinde çokça tartışılan, konuşulan bir kavramdır. Hatta öyleki bu markalaşma yolunda kimi sanatçılar profesyonel destek alırken bazı sanatçılarda yaptığı konu itibariyle marka haline getiriliyor. Yani markalaşıyor.
Sanatta markalaşmak demek, kişinin öz güvenidir, sanatsal tad da yeni bir buluştur, konudaki zenginliktir, yani özgünlüktür. Başka bir üründen çalma, aşırma, benzerlik taşıyacak oranda etkilenme olmayacaktır. Ürünün marka haline gelmesi demek, sanatçının eserine kattıttığı yeni bir boyuttur, tatdır.
Sanatçıyı marka yapan değer, nitelikli ve kaliteli bir ürünün yanı sıra sanatseverlerce beğenilmesi, orijinal olması, takdir görmesiyle pareleldir.
Fransızların bir sözü vardır. “Her şeyin bir şeyini, bir şeyin de her şeyini çok iyi yapacaksın.”  Fırça ve boyalarla tanışmam 1975 li yıllara dayanır. Yani 36 yıldır resim uğraşısı içerisinde 8 bin kadar resim yaptım. Her konuyu çalıştım. Fakat en çok da gelincik resimleri yaptım. Gelincik resimleri ile özdeşleştim. Türkiye dışında Kanada, Avusturya, Bulgaristan, Fransa, Yunanistan, İsveç’de gelincik konulu resim sergileri açtım, sempozyumlara, canlı performanslara katıldım. Önemli müzelere resimlerim alındı.  Dış basında ‘Gelincik Adam’ diye anıldım. Gelincik çalışmaları ile adeta özdeşleştim.
Gelincik konusu benim tekelimde olan bir konu değil. Bir süre önce 5 gelincik ressamı bir araya gelerek ayrı tad ve lezzet de olan ürünlerimizi sergileyerek bir etkinlik yaptık. Mükemmel bir sergi oldu.  Fakat benim gelincikler ile ilgili, her ressamda olduğu gibi, benimde kendime ait bir renk ve kompozisyonum var. Özgünlüğüm var. İşte bu kendime ait özgün gelincik çalışmalarımın Türk Patent Enstitüsü’nden Tasarım Tescil belgesini, Kültür  ve Turizm Bakanlığı’ndan da telif haklarını alarak çalışmalarımın kopya ve benzerlerine karşı koruma altına aldım.  Kaliteli, özgün tadlarda eser yaratan sanatçılarımızın ellerinden öpüyorum. Ama işin kolayına kaçmadan, başkalarının eserlerinden çalmadan, aşırmadan. Emeğe saygı, emekçiye saygı prensibimiz olmalı.
Çevremizde görsel kirlilik yaratan kötü kopya, taklit resimlere hayır.

HİKMET ÇETİNKAYA / Nisan 2011 / Ankara