Sanatçının Chess Dergisindeki Röportajı

Hikmet Çetinkaya ,birkaç kelime ile kendini nasıl ifade edebilir?

İşini çok ciddiye alan, iş konusunda titiz, duygusal ve birazda aksi birisi olarak nitelendirebilirim.

Nasıl başladı bu hikaye neydi resim aşinalığınızı tetikleyen?

Okul yıllarında hiç sevmediğim resim dersiydi. Öğretmenini de sevmezdim. Malzeme götüremediğim için çok dayağını yedim. Ben içine kapanık, duygularını ifade edemeyen, anlatımda da konuşma özürlü olarak nitelendiriyorum kendimi. Lisede okurken bir kızın peşinde 3 yıl koşup da “seni seviyorum” diyememenin ezikliğini hep duymuşumdur. Bu bende renklerle kendimi anlatma ifade etme yeteneği kazandırdı ve boyalarla tanışma, resim serüvenimde başlamış oldu.

Resim nedir sizin için?

Paletteki sarıda temmuz sıcağını yaşamak, mavide ise okyanusun derinliklerine dolmak, siyahın üzerindeki bir damla kırmızının acısını yüreğinin içinde duymaktır resim. Kelimelerin anlamını yitirdiği yerde renklerin anlam kazanarak, duyguları anlatma çabasıdır resim. Yaşamak ve yaşatmaktır resim.

Resim, Hikmet Çetinkaya’ya neler getirdi ve ondan neler götürdü?

Tuvalin yüzeyinde, fırça ve boyalarla, duyguları geceler boyu sınırsızca yaşama tadı verdi. Türkü tadında yaşamak. Geriye ne kaldı derseniz; gözünü açıp uyandığında diz boyu yalnızlık.

Neden gelincikler bunun altında yatan ana tema nedir?

Gelincikler sayesinde 2001 yılında İsveç-Stockholm Dünya Sanat Fuarına çağrıldım. Gelincik objesini farklı yaptığım için orada olduğumu öğrendim. Fuara katılan ülke bayraklarının yanında Türk Bayrağı da vardı, gururlandım. Ağladığımı hatırlıyorum.
Gelinciğin ömrü 3 gündür. Japon felsefesine göre insan ömrü de 3 günmüş. Dün, bugün ve yarın. Dün geçti, yarın gelmeyebilir. Önemli olan bugün, bu an. İçinde bulunduğumuz zaman dilimi. Yaşamamız gereken, sahip olduğumuz zenginliklerin farkına varıp değerini bilmek. Biz insanoğlu bir şeylerimizi kaybettiğimiz zaman değerini anlıyoruz. Sağlığımızın, dostlarımızın, sevdiklerimizin değerini onları yitirince değil de sahip olduğumuz zaman kıymetini bilmeliyiz. Yarınları düşünmekten bu günü, bu anı yaşamıyoruz. Sahip olduğumuz zenginliklerin farkına bile varamıyoruz.
İşte gelincik bize, içinde bulunduğumuz zaman diliminin kıymetini bilerek doyasıya yaşamayı fısıldıyor yüreğimize.

Renklerinizde hep değişken bir psikoloji var bazen çok sıcak bazen de soğuk bu hislerinizi besleyen kaynak nedir?

Resimlerimi çok iyi tahlil etmişsiniz. Değişken oluşum doğrudur, balık burcu olduğumdan belki de. Resimlerimi besleyen tek kaynak acılarımdır. Ben acılarımla, yaşanmışlıklarımla coşuyorum tuvallerimde.

Çizim karakterinizi fırça darbelerinizi yazım diline dökersek Hikmet Çetinkaya bununla ilgili neler yazabilir?

Offf … neler yazılmaz ki .. Şehit düşen bir ananın yürek yarasını, bir şehit anası anlar. Damdan düşen misali .. Ben yazmasına yazarımda siz anlayabilirmisiniz bilemem. Çanakkale şehitleri anma gününde anzak askerlerinin yakınları neden yakalarına gelincik takarlar, kan kırmızısı o sevilesi gelincikleri; anlayabilirmisiniz …. ?

Hikmet Çetinkaya deneysel bir ressam mıdır?

Yaşamı kitaplardan değil, mücadele ederek düşe kalka öğrendim. Kırmızıyla mavinin karışımının mor olduğunu deneyerek ve yaşayarak öğrendim. Hüzünleri sevince katık ettim.

Gelecekte neler bekliyor sizi? Hali hazırda ne gibi projeler var?

2 Haziran’da Bulgaristan, Temmuz ‘da Atina, 23 Ekim de Paris Louvre Müzesinde kişisel resim sergim olacak. Arkasından Kanada Büyük Elçimizden sergi daveti aldım. Gelecekte çok ama çok çalışmak bekliyor beni.

Hayalleri var mıdır Hikmet Çetinkaya’nın?

Hayali olmayan insan yaşar mı? Hayallerim benim resimlerimin eskizleridir.

Birazda hayat ve moda; Hikmet Çetinkaya’nın bir günü nasıl geçer her şey planlımıdır?

Yaşamımı planlamayı sevmiyorum. Spontane yaşamayı seviyorum. Geç kalkıyorum, uykuyu çok severim. Mutlaka her gün duş alarak güne boşlarım. Spor giysiler giymeyi ve cam bardakta demli çay içmeyi seviyorum. Çevremde temiz ve bakımlı insanların olması bana keyif verir.

Kıyafet seçimi önemlimidir sizin için? Olmazsa olmazlarınız var mıdır?

Çok önemlidir kıyafet seçimim. Siyah ve gri renklerdeki spor giysiler tercihimdir. Olmazsa olmazlarım şapka ve atkıdır.

Genelde nasıl bir tarzınız vardır? Marka takıntınız var mıdır?

Marka değil de daha çok herkesin üzerinde görülmeyen veya az görülen, farklı tarzdaki giysiler tercihimdir.

Hikmet Çetinkaya nerelerden alışveriş yapar?

Alışveriş manyağıyım diyebilirim. Paris’te de bir resim atölyem olduğu için çok fazla yurt dışına çıkıyorum. Paris’ten de alışveriş yapıyorum. Belirli bir yerim yok. Farklı değişik bir kaliteli giysi gördüğümde alıyorum.

Sizi en iyi anlatan kıyafet kombini nedir?

Siyah çizme, siyah düşük bel kot ve geniş siyah kösele kemer. Üzerinde küçük bir arması olan gri tonlarda T-şort, siyah ve gri çizgili atkı boyunda. Ve tabii ki siyah lanvin deri şapka.

Gece yaşamını sever misiniz ya da başka bir alternatif var mı sizin için?

Geceleri; şöminesi olan veya geniş ferah iyi dekore edilmiş bir restoran da sevdiklerimle kırmızı et yiyerek şarap içmek tercihimdir. Bar veya diskoları sevemedim.

Resim haricinde kalan zamanlarda neler yaparsınız?

Resim harici pek zamanım kalmıyor, ayrıca resim dışında geçirdiğim her zamanı, sevgilime ihanet etmiş gibi hissediyorum. Resim benim diğer yarım, tamamlayıcım.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Resimlerimde bir dünya kurdum kendime … Acılarımı yüreğime gömdüm. Tutsak sevgileri, barış uğruna yapılan kavgaları, ihanete uğramış dünyayı (ve kendime dair ne varsa) acılarımı ve umutlarımı kendi dünyamda sorguladım .. Fırça ve boyalarımı tanıklığa çağırdım .. Suçlu bulamadım .. Umutlarıma sığındım .. Çipil çipil yağdı umutlarım, avuçlarımdon taştı.. Tuvallerimde renk oldu … Çocukluğumu yaşayamadan büyüdüm ben. Ama umutlarımı hiç yitirmedim. Karşıma çıkan hiçbir güçlüğe boyun eğmedim, yılmadan çalıştım, ezilmedim.
Yeryüzünde ezgiler çalındıkça ve türküler söylendikçe notalara eşlik etsin boyalarım. T uvallerimle gün ağarıncaya kadar sevişmeliyim. Sevişmenin yorgunluğunu tadayım istiyorum.
Benim için keyifli bir sohbetti. Size ve okurlarınıza bana katlandıkları için teşekkür ediyorum.
Yaşamları hep renkli olsun…….

Chess Dergisi / Mayıs 2008