Profesör Hasan Pekmezci Hocamın Sabah Gazetesine Yaptığı Açıklama

Geçen gün İstanbul’dan sanatçıların üye olduğu çok büyük bir portalın üst düzey yöneticisi beni arayarak, sanat üzerine sohbet ediyoruz. Laf döndü dolaştı, içinde bulunduğumuz sanat ortamının en büyük sorunlarından birisinin ve vurulan en büyük darbenin, sanat eserlerindeki taklit, kopya, fikir hırsızlığı olduğunu, gün geçtikçe arttığını, mücadele edilmesi gerektiğini falan konuştuk. Eserlerin kopyalanması konusunda verdiğim mücadeleyi yakından bildiği için, bu çabalarımı merak ederek, neler yaptığımı sordu.

Tamda yarama dokundu… Tüm gelişmeleri anlattım, inanamadı. Şaşırdı.. Bunları yazıya dökmemi istedi. Bir tarihi belge niteliğinde…

Eserleri en çok kopya edilen sanatçılardan birisi benim. Çalışmalarımı, kataloglardan, broşürlerden kopya eden birkaç fikir hırsızını savcılığa verdim.  Savcılık, bunun suç olamayacağını, sanatı ve sanatçıyı koruyan hükümlerde boşluk olduğunu, elinden bir şey gelemeyeceğini, üzgün olduğunu dile getirdi. Ancak, sanatçının yaptığı çalışmalar ile ilgili Türk Patent Enstitüsü Kurumundan, Tasarım Tescil Belgesi alınması durumunda belgede kayıtlı ürünlerin çalınmasına ve   kopyalanmasına karşı koruma altına alınabileceğini, bu belgeyi alabilmemiz durumunda bu tür fikir hırsızlarını engelleyebileceğini söyledi.

Araştırdım, sordum soruşturdum. Türkiye’de hiçbir sanatçı, eserleri için başvuru yapmamış, uğraşmamış, çaba göstermemiş… İlgili kurumlarla görüştüm, sanat eserlerinin korunması ile ilgili yetkili kurumlardan bu belgenin alınmasının kolay olmadığını, vakit ve nakit meselesi olduğunu söylediler. Masraflarımızı yaptık, belgelerimizi hazırladık ve Türk Patent Enstitüsü Kurumuna, eserlerimizin Tasarım Tescil Belgesinin alınması için başvuruyu yaptık. Yetkili kurum inceledi, araştırdı, başvurumuzu haklı gördü gerekli belgeleri verdi. Bu ortalama bir yılımızı aldı. Yaptığımız Türkiye’de bir ilk oluyordu. Bundan sonra fikir çalmaları olmayacaktı, bu konuda mağdur olan sanatçılar, benim aldığım belgeyi emsal gösterip, kendi eserleri içinde Tasarım Tescil Belgesini alabileceklerdi.

Kendi eserlerimin kopyalarını yine gördüm, savcılığa belgelerim ile başvurdum. Savcılık ilk gördüğünde “evet şimdi oldu, belgeleriniz tamam ve eserlerinizin kopyası bunlar, gerçekten taklit edilmiş, hemen toplattırıyorum, emniyet birimini harekete geçiriyorum” dedi ve kötü kopyalarını toplattırdı.  Savcılık bu kopyalar hakkında birde bilirkişi raporu alalım, işimiz tam olsun dedi ve bilirkişiye gönderdi.  Bilirkişilerden, Tasarım Uzmanı Muazzez Korkmaz’ın verdiği rapor, birçok eserin, benzer ve aynı olduğu yönündeydi. Yine bilirkişilerden, Ankara, Hacettepe Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Ana Sanat Dalı Başkanı Profesör Hasan Pekmezci’nin verdiği rapor ise ürünlerin benzemediği yönündeydi.
Savcı doğal olarak, bilirkişinin raporuna göre kopyaların benzemediğine karar verdi.  Bu olay 10 Mayıs 2011 tarihinde Sabah Gazetesinde, Sanat Köşesi Muhabiri, Gazeteci Fatih Yılmaz’ın yaptığı haber aynen şöyle.

“GELİNCİKLERİ HERKES RESMEDEBİLİR”
“ESERLERİNE PATENT ALARAK, KENDİSİNDEN BAŞKA HİÇ KİMSENİN GELİNCİK RESMİ ÇİZEMEYECEĞİNİ ÖNE SÜREN RESSAM HİKMET ÇETİNKAYA’NIN SAVCILIĞA YAPTIĞI BAŞVURU TAKİPSİZLİKLE SONUÇLANDI.

Bu tamamen yalan, uydurma, gerçekle hiçbir alakası olmayan, ama SABAH gazetesine yakışan bir haber. Bu haberi yapan sözüm ona sanat köşesi muhabiriymiş, gazeteciymiş.(!) Habere bak habere, sevsinler senin haberini, Böyle ucuz, basit habere telgrafın tellerindeki kuşlar bile güler.  36 Yıllık bir sanatçı olarak hiç Bunu söyleyebilirmiyim, sizin aklınız eriyor mu?
‘Gelinciklerin patentini aldım, benden başka hiç kimse gelincik çizemeyecek.’ Allahın cahili, sözlüğü aç bir bak, önce ben çizmiyorum, boyuyorum. BEN HAYATIMDA HİÇ KİMSEYE GELİNCİK ÇİZEMEZSİNİZ DEMEDİM, AYRICA GELİNCİKLERİN PATENTİNİDE ALMADIM, KİMSEYEDE BİR OBJENİN PATENTİ VERİLMEZ. BEN KENDİ RESİMLERİMİN, ÇALIŞMALARIMIN TESCİLİNİ ALDIM. Sabah Gazetesinin Sanat Muhabiri Gazeteci Fatih Yılmaz: uydurma, yalan haber yapacağına, otur da kitap karıştır biraz, oku, araştır, incele. Bırak bu ucuz popülist, düşünce özürlü sözüm ona sanat haberi yapmayı.

Hadi sen okumadın, cahilsin, araştırmadın, ya okuyana ne demeli. Profesör olmuş aynı zamanda bir dönem üniversite de benimde hocam olan Hasan Pekmezci’ye ne demeli. Haber şöyle devam ediyor..50 DEFA REDDEDERDİM. Hacettepe Üniversitesi, Güzel Sanatlar, Ana Sanat Dalı Başkanı, Prof Hasan Pekmezci savcılığın kararının ardından SABAH Ankara’ya yaptığı açıklamada “Ben zaten böyle bir saçmalığa hiçbir zaman müsaade etmem.50 defa başvursa 50 defa reddederim. Ne demek ‘ kimse gelincik çizemez’… Buna patent verilmesi de ayrı bir saçmalık. Onu çizdim patent ver, bunu çizdim patent ver. Böyle şey olur mu? Diye konuştu.”

Sabah Gazetesine açıklamada bulunuyor. Kim? Sanat Profesörü Hasan Pekmezci. Sevgili hocam hiç kusura bakmayın ama bunu yakıştıramadım size. Siz ki Profesörsünüz, bu işi en iyi bilenlerdensiniz sözüm ona.

Bu haber metni ile ilgili, Sabah Gazetesinin birçok yetkilisine elimdeki belgeleri göndererek, haberin çarpıtıldığını, gerçek dışı olduğunu bildirdim. Fakat Fatih Yılmaz’ın haberini, gazete yetkilileri yalanlamadı. Ben de bu haberi doğru kabul ediyorum. Bu habere göre;

Sevgili hocam, sizde araştırın lütfen, sorun soruşturun, doğruları öğrenin. Ben kimseye gelincik resmi çizemez demedim, BU YALAN, Onu çizdim patent ver, bunu çizdim patent ver demek SAÇMALIKTIR. Patent Enstitüsü Kurumu yolgeçen hanı değil, bu saygın bir kuruma hakarettir. Bu size YAKIŞMIYOR. Savcılığın bilirkişi diye size gönderdiği bu taklit resimleri, bu defalık benzemiyor diye reddedebilirsiniz. 50 defada gelse yine reddederim deyip peşin hükümlü olursanız, bu sefer ben sizin bilirkişiliğinizi REDDEDERİM. Türkiye’de eserleri ile ilgili (Gelincik objesinin değil) tescil belgesini sadece ben aldım, ÖĞRENİN. Sabah Gazetesine yaptığınız açıklama ve kullandığınız üslup ile beni cahil, gülünç duruma düşürdünüz, sizi KINIYORUM. Bir süre önce Ankara Fırça Sanat Galerisinde 5 gelincik yapan sanatçı, bir araya geldik Şubat 2011’de sergi açtık. Demek ki benden başka herkes gelincin yapabilirmiş, sorun yokmuş. Sorun nerede, alın teri olan çalışmaların kopyalanmasında, yani etik olmamada, ahlakta, terbiyede, edepte.

Bu olay beraberinde neyi getirdi?

Taklit, kopya, fikir çalmalarına gün doğdu, cesaretlendiler, yüreklendiler. Bundan böyle kendini sanatçıyım diyen herkes, sözüm sizlere; çalın, çırpın, aşırın, bırakın sanata ve sanatçıya saygıyı. Bunlarda neymiş, gün bu gün, hazır elinizde neyin ne olduğunu bilmeyen gazeteci, bilmeyen kişilerde varken, gününüzü gün edin……
36 Yıllık alın terim, sanatçı yüreğim, paletim, fırçam ve tuvalim SABAH GAZETESİNİ, GAZETECİ FATİH YILMAZ’I, VE SİZ PROFESÖR HASAN PEKMEZCİ’Yİ affedemiyor….

HİKMET ÇETİNKAYA / Ağustos 2011 / Ankara