Koleksiyoner Olunca

İstanbul Modern’de bir süredir ‘Çağdaş Sanat Koleksiyonerliği’ seminerleri düzenleniyor. Yoğun bir ilginin olduğu seminerlere, Türkiye’nin önemli koleksiyonerleri, galericileri, müzayedecileri, sanatçıları misafir konuşmacı olarak katıldı ve deneyimlerini katılımcılara aktardı.

Çağdaş sanat, engin bir deniz adeta… Çağdaş sanatı anlayabilmek için, sanat tarihini bilmek, sosyolojiyi, politikayı bilmek, güncel olayları takip etmek gerekiyor. Böylelikle eserleri okuyabilmek kolaylaşıyor. Yeniliklere açık olmak, tabuları bir kenara bırakmak gerekiyor, ismi yeni duyulan sanatçılara ön yargı duymamak, işin üretiminde farklı malzeme kullanımını yadırgamamak gerekiyor… Çünkü dünya çok hızlı değişiyor ve çağdaş sanat/sanatçılar hep bir adım önde gidiyor. Şu aralar sıkça gündeme getirilen bir başka konu ise sanat eserinin yatırım boyutu. İşin içine ‘yatırım’, risk alma, elindeki sanat eserini nakite çevirme gibi konular da girmeye başlayınca; sanat eseri-satıcı-alıcı-koleksiyoner ilişkisi çok daha karmaşık ve zor bir hal alıyor… Herkesin kafasında ‘Doğru eser hangisi?’,’Hangi sanatçının eseri beş yıl içinde ikiye-üçe katlar?’ gibi sorular oluyor.

Sanata ilgi duyup, uzun süre izleyici olarak sergileri gezen, sanatçıları takip eden herkesin, bir sanat eserine sahip olmaya karar verdiğinde aklındaki ilk soru ‘nerden başlamalıyım?’ oluyor… Belki de en zor nokta bu. Ama koleksiyonerlik bir süreç, uzun bir yolculuk. İlk başlarda alınan sanat eserleri sonraları beğenilmeyecek, koleksiyonun çizgisi her geçen gün değişecek ve gelişecek, buna bağlı olarak yeni eserler eklenecek, bazı eserler elden çıkartılacak.

Ülkemizde sanat eseri alıcılarının sıklıkla düştüğü hata, hep aynı galeriden alışveriş yapıyor olmaları ya da tek bir danışmanla çalışmaları. Hata diyorum çünkü, tek bir kurumdan alışveriş yapmak, tek bir kişiyle fikrini almak koleksiyonunuzu sığ kılabilir. Bu sebeple, fikir alışverişinde bulunduğunuz, güvendiğiniz isimler olmalı ve yenilikleri takip ediyor olmalısınız.
İstanbul Modern’in böyle bir seminer düzenlemesi, elbette çok önemli. Güvenilir bir kurumdan, uzman ve tecrübeli kişilerden deneyimlerini dinlemek sanatseverlere yeni bir vizyon açacaktır hiç kuşkusuz… Ama ‘yığın’ değil, iyi bir koleksiyon oluşturabilmek için en önemlisi, olabildiğince çok sanat eseri görmek, sergileri, bienalleri, fuarları takip etmek olmalı. İzleyici olarak ne kadar çok sanat eseri görürseniz, bu sizin göz eğitiminizi arttıracak, ‘iyi’ ve ‘özgün’ olanı seçmenizi sağlayacaktır. Çok ve yeni eser görmek, tabularınızı da yıkmanız için en iyi yoldur… Diğer bir şey ise tabii ki okumak. Sanat dergilerini, eleştirileri takip etmek, sanatçı kitaplarını okumak da koleksiyonunuzu olumlu etkileyecektir. Onlarca sanat eserine sahip ama hiçbir sanat kitabı, sanatçı kataloğu olmayan bir koleksiyoner düşünülemez.

Dünyanın en önemli çağdaş sanat koleksiyonerlerinden Charles Saatchi’nin tüm koleksiyonerlik deneyimlerini ve sanatla ilişkisini anlattığı kitabı, birçok sanatsever için önemli bir kaynak niteliği taşıyor. Phaidon yayınlarından çıkan ve tasarımıyla da dikkat çeken “My name is Charles Saatchi and I’m an Arthocolic” kolay okunabilir, kendi koleksiyonerlik sürecinize bağ kurabileceğiniz bir kitap. Saatchi’nin deneyimlerini anlattığı, röportajlarından alıntılardan oluşan kitabı Türkiye’de de bulunabiliyor. Yeni başlayanlar için diğer önemli kaynak ise “Owning Art”. Owning Art’ın alt başlığı olan‘Çağdaş Sanat Koleksiyonerlerinin El Kitabı’ tümcesi kitabın içeriğini açıklar nitelikte… Birçok önemli koleksiyonerin deneyimlerinden, telif konusuna, sanat eseri taşımacılığından, saklama koşullarına kadar detaylı bilgi veriyor. Bu kitap maalesef ki ülkemizde satılmıyor ama yabancı yayınların satıldığı alışveriş sitelerinde bulunuyor.
İstanbul Modern’in seminerlerine katılan sanatseverlerle, bu seminere katılmaya nasıl karar verdiklerini, neden buna ihtiyaç duyduklarını, sanatla ilişkilerinin nasıl başladığını, ilk aldıkları eserleri, seminerin katkılarını, eser alırken neye dikkat ettiklerini ve Türk Çağdaş Sanatı’nı nasıl değerlendirdiklerini konuştuk.