Kırmızıdaki Gelincik

2007 İstanbul Tüyap Sanat Fuarındayım.. İleriki yıllarda bu kadar beğinileciğini, sevileceğini bilmediğim kırmızı gelincikler spot ışıkları altında Valör Resim Galerisi stantlarının duvarında. İzleyenlerin beğenisinin yanı sıra galericilerde beğenisini dile getiriyor. En önemlisi ise Bulgaristan’dan katılan Aspet Art Gallery sahibi Olga Petrova’nın teklifiydi.  Bulgaristan’ın sanat başkenti olan Plovdiv’de sergi açma teklifiydi.

2008 Nisan ayında Plovdiv’de gelincikler. Başkonsolosumuz Sn. Ümit Yalçın’ın etkili konuşması, canlı TV yayınlarından, basın manşetlerine, radyo programları kadar bir anda sanat gündemine taşındı kırmızı gelincikler. Beğenilerin satışlara yansıması hem bizi hem de Olga hanımı mutlu etmişti. Öğrendik ki, gelincikler felsefi olarak, yorum olarak Türkiye dışında Bulgaristan’da da farklı bir anlam taşımış olması. Hatta her ülke öyle veya böyle gelinciği farklı yorumluyor, değişik anlamlar yüklüyor. Zaten kırmızı kendi başına etkileyici bir renk, birde gelincikle birleşince, felsefe ve yorumlar da eklenince kırmızıdaki gelincik ortaya çıktı. Gizemli, gururlu bazen de asi duruş. Kırmızıdaki gelincik…

Plovdiv’deki adım ‘gelincik adam’ olmuştu. 2009 da sergi açma teklifinin yanında, konunun yabancısı olduğum değişik ülke sanatçılarının bir araya geldiği ‘Work Shop’  dedikleri ‘Sempozyum’ olarak da adlandırdıkları etkinliğe çağrı davetiyesi aldım. İçeriğinin zenginliğini daha sonra öğrendim. Verilen formları doldurdum ve gönderdim.

2009 Haziran’ında Plovdiv’de yine sergi açtım. Temmuz ayında da Bulgaristan’ın ev sahipliğini yaptığı sempozyuma konuk olarak İngiltere, Hollanda, Almanya, Macaristan, Yunanistan, Avusturya,  gibi ülkelerin yanında Türkiye’den de  ben vardım. Sanatçılar, bir arada müze, galeri geziyor, akşamları ortak hazırlanan yemekler yeniliyor, içiliyor ve eğleniliyor. Ülkelerin ortak tatları yakalanıyor. Veya zenginliklerinin farkına varılıyor. Resimler yapılıyor. Eleştiriler, yorumlar, şarkılar, türküler…. El ele, kol kola çekilen halaylar. Palet, fırça, sarı, kırmızı, kahkaha, ülke bayrakları, diller, lehçeler bir anda ortak dil olmuştu sanatçıların.. Ve sonunda yaptığımız ürünleri sergileyip bir ortak etkinlik yaptık.

Avusturya’dan Atanas Kolev bana Viyana’daki buna benzer bir etkinlikten, sempozyumdan (bilgi şöleni) bahsetti. Benim kataloglarımı aldı, bana formlar verdi.  Anlaşılan Plovdiv’deki gelincikler beğenilmişti. Uzun mailler ve telefon görüşmelerinden sonra ünlü ressam Oscar Kokoshcka’nın doğduğu, yaşadığı yerde resim yapacaktım.

Gelincik mi beni Viyana’ya taşıdı, ben mi gelinciği taşıdım pek bilinmiyor ama sonuçta çok onur verici, gururlu bir yolculuk öyküsü.

Hikmet Çetinkaya