Çanakkale Şehitlerine

Türkiye’de gelincik resimleri ile tanınıyorum. Yurt dışında da bundan farklı değil, Gelincik adam diyorlar benim için. Bana en çok sorulan soru şudur, neden hep gelincik resmi çalışıyorsunuz. Bunlarla ilgili bir sürü gerekçem var, sadece bir tanesini sizlerle paylaşmak istiyorum.

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE

Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor;
Bir hilâl uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid’i…
Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi…
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
“Gömelim gel seni tarihe!” desem, sığmazsın.
Herc u merc ettiğin edvara ya yetmez o kitab…
Seni ancak ebediyyetler eder istiab.
“Bu, taşındır” diyerek Kâbe’yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namiyle,
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana…
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana….

Gelinciğin Dünya üzerinde birçok anlamlı ifadesi vardır. Her toplumun yaşanmışlığına göre yorumlanmış, fakat hiç kuşkusuz ki ortak anlamı unutmama, hatırlama.. Güzel değerli unutulmaması gereken önemli yaşanmışlıkların simgesi olmuş gelincik. Örneğin Kanada’da her yıl 9 Kasımda başlayan ve bir hafta süren kutlama – anma – unutmama törenlerinde her Kanadalı yakasına bir gelincik takar. Ottowa’da War Museum’un simgesi de gelinciktir…

Hiç düşündünüz mü?
Acaba Türkiye’de gelincik ne anlama geliyor? Neyin simgesidir?
Bizde gelincik gerçek anlamını bulamadı. Karşılığı yok gibi. Aslında öyle değil. Yeryüzünde belki de en yoğun anlamı bizde, fakat pek bilinmiyor…

Bilirmisiniz?
Türkiye’de en güzel gelincik, en parlak, en kırmızı gelincik nerede büyür?. Hemen söyleyeyim.. Çanakkale’de… Neden mi?
Yağmur yağdıktan sonra geride kalan taş, toprak ve insan kemikleri… Çanakkale’de o kadar çok insan ölmüştür ki, Türk’ü, Avustralya’lısı, İngiliz’i, Fransız’ı…. Mehmet!i, ’ı, John’ı, Edward’ı, Peter’i  ….

Mehmetçiğin, destan yazdığı, dosta düşmana, insanlık dersi verdiği, Mustafa Kemal’in ölen yabancı askerlerin yakınlarına, “ölen çocuklarınız bizim misafirlerimiz, siz rahat olun” dediği bir savaştır Çanakkale Savaşı. Mehmet Akif, ölen Mehmetçikler için, “Bu taşındır diyerek Kâbe’yi diksem başına, Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana” diyerek olayın ne kadar büyük ve önemli olduğunu vurguluyor. Çanakkale Savaşı, Türkiye’nin kaderini değiştiren, var olma savaşıdır. Metrekareye binlerce merminin düştüğü Çanakkale’de ölen insanların kanlarıyla sulanmış gelincikler, narin, nazlı, hüzünlü gelincikler….

Kan Çiçekleri der Gelibolulular gelinciğe. Bahar gelmeye görsün, her yanı kırmızılar basar buralarda. Gelibolulular çok sever gelincikleri. Çünkü derler ki, “Açan her bir gelincik, kan çiçeğidir. Şehit askerlerimizin her biri gelincik olmuş, sert rüzgârlara direnir de gitmez toprağından.

Gelibolu’da açan bir gelinciğe yaklaşın, kulak verin bakın size neler söyleyecek…
“Biz boşuna ölmedik, Türkiye’nin bağımsızlığı, özgürlüğü için kanlarımızı döktük. Hiç pişman da değiliz. Yine olsa yine bu vatan için kanlarımızı dökeriz. Bu ülkenin değerini bilin. Değerlerimize sahip çıkın. Birlik beraberlik içinde olun. Güçlü olun, çalışkan olun.”

Savaşımız; kazançlarımızın ortak paylaşımı, Türkiye’nin bağımsızlığı ve özgürlüğü, kol kola girerek, birlikte ve beraberce daha özgür ve yaşanabilir bir dünya için olmalı…

Benim Gelinciğe Borcum Var….

HİKMET ÇETİNKAYA / 2011 Ekim / Ankara